Ana içeriğe atla

Kilo Takıntısı da Fazla Kilolar Kadar Sağlığı Tehdit Ediyor

Kilo takıntısının da fazla kilolar kadar sağlıksız olduğu konusunda yapılan uyarılarda  “Önemli olan zayıf olmak değil, ‘sağlıklı’ vücut ağırlığını koruyabilmek” dendi.

Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri, “İyi Yaşa” Programı’yla yaşam kalitesini yükselten tavsiyeler sunmaya devam ediyor. İyi Yaşa programı kapsamında sağlıklı beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber kilo takıntısının da fazla kilolar kadar sağlıksız olduğu konusunda uyarılarda bulunarak “Önemli olan zayıf olmak değil, ‘sağlıklı’ vücut ağırlığını koruyabilmek” dedi.

Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri, sosyal medya ve www.sodexoavantaj.com üzerinden sürdürdüğü İyi Yaşa programıyla yararlı ve kolay uygulanabilecek tavsiyelerle, yaşamın her anına değer ve kalite katmaya devam ediyor. İyi Yaşa programı kapsamında sağlıklı beslenme önerileri hazırlayan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber kilo takıntısını ele alarak zayıf olma isteminin gidebileceği tehlikeli boyutlara karşı uyarılarda bulundu.

“Toplumun yarattığı zayıf olma baskısı küçük yaşlardan itibaren sağlıksız zayıflama yöntemlerine itiyor”

Şeber “Toplumun yarattığı zayıf olma baskısı sağlıklı kiloda bulunan kişilerde bile kilo takıntısına yol açabiliyor. Özellikle genç kızlarda ortaya çıkan bu durum, 10’lu yaşlarda başlayıp 35’li yaşlara kadar devam edebiliyor. Kişi gayet sağlıklı iken şok diyetlere, onaylanmamış zayıflama ilaçlarına, diüretiklere (idrar söktürücü ilaçlar), laksatiflere (ishal yaratan ilaçlar) yönelebiliyor. Bu durum da, gelecek yıllarda ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getirebiliyor” dedi.
Gizem Şeber, kişinin ideal yani sağlıklı vücut ağırlığının, cinsiyetine, yaşına ve sağlık durumuna göre belirlenmesinin doğru olduğunu belirterek, kilo fazlası olan bireylerin doktor kontrolünden sonra, kendilerine özgü sağlıklı beslenme programını öğrenmek için bir diyetisyenden yardım alması gerektiğini belirtti.

“Ülkemizde 35-70 yaş arası kişilerin %52’si obez”
Gizem Şeber Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 17 ülkede yapılan araştırmaya atıfta bulunarak ülkemize 35-70 yaş arası kişilerin %52’sinin obez olduğunun altını çizdi. Ülkemizdeki oranlarla ilgili olarak ise şunları kaydetti “Sağlıklı vücut ağırlığında olan kişilerin oranı ise %13,5. Ülkemizdeki kadınların %10’u, erkeklerin ise %20’si sağlıklı vücut ağırlığına sahip. Obezite oranı, kent ve kırsal kesim açısından fark gözetmiyor. Yapılan bir başka çalışmanın sonuçlarına göre; yetişkin kadınlardaki obezite oranı %31, erkeklerde ise %24. Bu verilere göre, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içerisinde en obez toplum olduğu söylenebilir. Bir kişinin aldığı günlük ortalama kalori ülkemizde 2000 kalori civarında olmakla birlikte, bunun büyük bir kısmı karbonhidratlardan geliyor. Çocuk ve gençler ile yapılan bazı araştırmalar sonucunda genç kızlarda obezite oranının %13’lerde olduğu biliniyor.”

“Obezite artık sosyolojik ve psikolojik bir sorun”
Şişmanlığın ruhsal sağlığı da tehdit ettiğini belirten Şeber “Obezite sadece bir sağlık sorunu olmanın ötesinde artık sosyolojik ve psikolojik de bir sorun. Özellikle obez olan kişilerde, depresyon, içine kapanma, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve kendine güvensizlik sorunları ortaya çıkabiliyor. Unutulmamalı ki zayıflama özveri, sabır ve inanç gerektiren bir süreç… Aşırı kilolu kişileri, zayıflama sürecinde de birçok zorluk bekleyebiliyor. Örneğin ailesinin ve sosyal çevresinin destek göstermemesi ve birkaç olumsuz deneyimi oldu ise kişiye bu konuda güven duymamaları gibi sorunlar, kişileri gizli yeme, tıka basa yeme, yemekten hemen sonra pişmanlık duyma ve kendini suçlama gibi problemler yaşamasına da sebep olabiliyor” dedi.

“Sağlıklı zayıflama ve ideal kiloyu koruma davranış değişikliği gerektiren bir süreçtir”
Zayıflamanın mutlaka uzman kontrolünde ilerlemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Şeber, sağlıklı zayıflamayla başlayan sürecin ömür boyu ideal kilonun korumasıyla devam etmesi gereken bir süreç olduğunu belirterek “Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre; obezite tedavisi üç basamaklıdır: Sağlıklı Beslenme, Egzersiz ve Davranış Değişikliği. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirmeniz kilo vermenizi kolaylaştırmakla kalmaz, kilo yönetiminde her zaman başarılı olmanızı sağlar” şeklinde açıklamalarına devam etti.

“Egzersiz yapacak vaktiniz yoksa günde 10.000 adım atın”
Beslenme kadar egzersizin önemine de vurgu yapan Şeber “Doktorunuz, egzersiz yapmanızda mani görmemiş ise bir egzersiz uzmanından destek alabilirsiniz. Eğer böyle bir imkanınız ya da vaktiniz yoksa Dünya Sağlık Otoritelerinin önerdiği gibi günde 10.000 adım atmaya çalışmalısınız” dedi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SECRET HEART MEMORİAL HASTANESİ ZAYIFLAMA DİYETİ

Zayfılama Diyet Menüsü LAHANA CORBASİ Secret Heart Memorial Hastanesi çok kilolu hastalarına ameliyat öncesi bu zayıflama diyetini uygulamaktadır.  :: : Yağ Eritici Çorba  İçindekiler: 6 büyük yeşil soğan 1-2 domates 1 büyük lahana 2 yeşil biber 1 demet kereviz sapı 1 paket hazır çorba karışımı tuz,biber maydanoz köri 1 adet et suyu veya tavuk suyu tableti acı sos (arzu edilirse)

Ev Hanımları Daha Kilolu

Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi.  Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor: Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve

Duygusal Özgürleştirme EFT ile Zayıflamak

EFT (DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞTİRME TEKNİĞİ) ile kötü beslenme alışkanlıklarından kurtulmak. Duygusal Özgürlük Tekniği (EFT) psikolojik problemlerin üstesinden gelmek için kullanılan bir alternatif psikoterapi yöntemidir. Belirli bir travmatik anı üzerinde yoğunlaşmışken akapunktur noktalarına hafifçe vurarak vücudun enerji alanını düzenlemeyi amaçlar. Eleştirmenler EFT’nin arkasındaki teoriyi sahte bilim olarak tanımlarlar ve EFT’den elde edilen faydanın meridyenleri düzenlemekten ziyade plasebo etkisi, negatif düşüncelerden arınma, birisi tarafından dinlenmenin yarattığı terapik etki gibi geleneksel bilişşel içeriklerle açıklanabileceğini savunurlar.